Kötü Haber
7 Ocak 1975 Salı. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Çakır duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Zonguldak'ta, kömür ocağının yer üstü tesisleri ve ocak ağzıydı. Vardiya sireni bir kez uzun uzun öttü, sonra her şey yeniden makinelerin homurtusuna gömüldü. Kömür tozuna bulanmış yağmur, tesisin çatılarından kapkara oluklar hâlinde akıyordu.
Nurten Erkan, 53 yaşında, bir ocak şefiydi. O akşam herkes ocakta yapılan büyük denetim için maden ocağında toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Çakır, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.