Gece Yarısı Gelen Haber
17 Mart 1975 Pazartesi. Saat 22.20 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Sarıoğlu idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Yalıda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Boğaz kıyısında, Kandilli'de ahşap bir yalıydı. Rıhtıma vuran dalgaların sesi, koridordaki eski duvar saatinin tıkırtısına karışıyordu. Karşı kıyıda Rumeli Hisarı'nın burçları sisin içinde bir görünüp bir kayboluyordu.
Feride Akyol, 65 yaşında, bir emekli büyükelçiydi. O akşam herkes ailenin her sonbahar verdiği balık yemeği için yalıda toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; kır saçlarını zarif bir şekilde kabartmıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
İnce, soğuk bir yağmur her şeyi gri bir tülle örtmüştü. Komiser Sarıoğlu, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.