Bir Telefon, Bir Ölüm
15 Mayıs 1958 Perşembe gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 23.20 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Hatipoğlu, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Ankara'da, Cebeci'deki devlet konservatuvarının eski binasıydı. Kalorifer petekleri tıkırdıyor, pencerelerin dışında Cebeci'nin ayazı çıplak ağaçları dövüyordu. Reçine, toz ve eski nota kâğıdı kokusu bütün binaya sinmişti.
Şükrü Keskin, 71 yaşında, bir keman profesörüydü. O akşam herkes bir besteci için anma gecesi için konservatuvarda toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; kısa kesilmiş bir sakalı vardı. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Yağmur, saatlerdir aynı inatla yağıyordu. Komiser Hatipoğlu, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.