Gece Yarısı Gelen Haber
27 Eylül 1964 Pazar. Dedektif, sarı ampul ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Bulut duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Yeşilçam'da, Beyoğlu'ndaki bir film stüdyosunun setiydi. Karton saray duvarlarının arkasında çıplak tahtalar, halatlar ve çivilerle tutturulmuş bir sahte dünya duruyordu. Duvarlarda afişler asılıydı: gözyaşı, intikam ve büyük aşk vaat eden kocaman harfler.
Hatice Ateş, 70 yaşında, bir film yapımcısıydı. O akşam herkes bir galanın provası için stüdyoda toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; simsiyah saçlarını tek bir örgüyle arkaya atmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Kalın bir sis, fenerlerin ışığını süt gibi bulandırıyordu. Komiser Bulut, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.