Odunpazarı'ndan Gelen Çağrı
14 Nisan 1972 Cuma. Saat 22.05 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Sönmez idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Atölyede bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Eskişehir'de, Odunpazarı'nda bir lületaşı atölyesiydi. Lületaşının beyaz tozu, sobanın sıcaklığında havada ağır ağır dönüyordu. Tezgâhların üstünde yarım kalmış pipolar, oyulmuş sultan başları ve ince bıçaklar duruyordu.
Necati Ergin, 74 yaşında, bir pipo koleksiyoncusuydu. O akşam herkes ustanın jübilesi için atölyede toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; simsiyah saçları briyantinle parlıyordu. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Yağmur, saatlerdir aynı inatla yağıyordu. Komiser Sönmez, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.