Gece Yarısı Gelen Haber
6 Mart 1968 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 23.45 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Ergün, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Yeşilçam'da, Beyoğlu'ndaki bir film stüdyosunun setiydi. Kocaman projektörler kapatılmış olsa da platoda hâlâ yanık toz ve sıcak metal kokusu vardı. Duvarlarda afişler asılıydı: gözyaşı, intikam ve büyük aşk vaat eden kocaman harfler.
Nuri Doğan, 51 yaşında, bir jön oyuncuydu. O akşam herkes ünlü bir yönetmenin veda filminin çekimi için stüdyoda toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; saçları dağınık ve uzunca kalmıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Ergün, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.