Pamukkale'den Gelen Çağrı
18 Eylül 1984 Salı. Saat 23.30 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Tekin idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Otelde bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Denizli'de, Pamukkale travertenlerine bakan bir termal oteldi. Bembeyaz travertenler ay ışığında donmuş bir şelale gibi parlıyordu. Antik kentin yıkık sütunları tepenin üstünde karanlığa karşı nöbet tutuyordu.
Şükran Erbil, 56 yaşında, bir tekstil fabrikatörüydü. O akşam herkes bir ailenin evlilik yıl dönümü için otelde toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; dalgalı kumral saçlarını omuzlarına bırakmıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Gece açık ve soğuktu; yıldızlar çok uzaktaydı. Komiser Tekin, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.