Gece Yarısı Gelen Haber
17 Kasım 1996 Pazar gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.30 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Bilgin, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Bozcaada'da, bağların ortasında taş bir bağ evi ve şaraphaneydi. Uzakta kalenin surları projektör ışığında altın rengine bürünmüştü. Asmaların yaprakları rüzgârda tersine dönüyor, gece sanki gümüş bir denize dönüşüyordu.
Perihan Çakır, 71 yaşında, bir emekli diplomattı. O akşam herkes yeni rekoltenin tadım gecesi için bağ evinde toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Bilgin, ilk bakışta olayın bir gıda zehirlenmesi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.