Bir Telefon, Bir Ölüm
27 Ekim 1959 Salı gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.40 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Turan, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri İzmir'de, Konak Meydanı'ndaki saat kulesi ve çevresindeki çarşıydı. Her çeyrek saatte çanın sesi meydanı doldurup sonra denize doğru uzaklaşıyordu. Kemeraltı'nın kepenkleri inmiş, yalnızca bir kahvede lamba yanıyordu.
Nazım Ergin, 73 yaşında, bir belediye fen işleri müdürüydü. O akşam herkes saatin büyük bakımı için kulede toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; simsiyah saçları briyantinle parlıyordu. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Kalın bir sis, fenerlerin ışığını süt gibi bulandırıyordu. Komiser Turan, ilk bakışta olayın uykuda gelen sessiz bir ölüm gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.