Kötü Haber
22 Ocak 2025 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.05 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Tekin, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Antalya'da, kapanış saatinden sonra karanlığa gömülen bir arkeoloji müzesiydi. Lahitlerin kabartmalarında savaşan, ağlayan, dans eden figürler gölgelerin içinde kıpırdıyor gibiydi. Klimaların tek düze uğultusu, salonlardaki derin sessizliği daha da belirgin kılıyordu.
Ömer Durmaz, 57 yaşında, bir müze müdürüydü. O akşam herkes yıllık envanter sayımı için müzede toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; kalın, kır bir bıyığı vardı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Sert bir rüzgâr, gecenin bütün seslerini alıp götürüyordu. Komiser Tekin, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve cep defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.