Gece Yarısı Gelen Haber
19 Ekim 1985 Cumartesi. Saat 23.15 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Okyay idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Dükkânda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Çukurcuma'da, dar bir yokuştaki üç katlı bir antikacı dükkânıydı. Vitrinin önünde tekir bir kedi kıvrılmış, yokuştan geçen her adım sesine kulak kabartıyordu. Tavandan sarkan kristal avize, kapı her açıldığında tiz ve ürkek bir şıngırtı çıkarıyordu.
Sabiha Tunalı, 56 yaşında, bir müzayede uzmanıydı. O akşam herkes dükkânın kapanış satışı için dükkânda toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Sevilmekten çok sayılmayı önemserdi.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Okyay, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.