Samsun'dan Gelen Çağrı
28 Mayıs 1957 Salı gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.05 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Bilgin, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Samsun'da, limana yakın büyük bir tütün deposuydu. Kuru yaprakların tatlı, baş döndürücü kokusu insanın boğazını yakıyordu. Limandan bir gemi sireni yükseldi, deponun yüksek pencereleri titredi.
Leyla Arslan, 49 yaşında, bir tütün tüccarıydı. O akşam herkes yabancı bir şirketle yapılacak anlaşmanın arifesi için depoda toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Gökyüzü yarılmış gibiydi; yağmur sokakları ırmağa çeviriyordu. Komiser Bilgin, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.