Trabzon'dan Gelen Çağrı
10 Eylül 1988 Cumartesi. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Çakır duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Trabzon'da, bir futbol kulübünün antrenman tesisleriydi. Uzaktan, şehrin üstündeki tepelerden kopan rüzgâr bayrak direklerini inletiyordu. Karadeniz yağmuru tesisin çatısını davul gibi dövüyor, projektörlerin ışığı ıslak çimlerde parlıyordu.
Şükran Ateş, 54 yaşında, bir kulübün eski yıldız oyuncusuydu. O akşam herkes derbi maçı öncesi son kamp gecesi için tesiste toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; kır saçlarını zarif bir şekilde kabartmıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Yağmur, saatlerdir aynı inatla yağıyordu. Komiser Çakır, ilk bakışta olayın bir intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.