Gece Yarısı Gelen Haber
15 Haziran 1998 Pazartesi. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Başçavuş Taşkın duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Aksaray'da, İpek Yolu üzerindeki Sultanhanı Kervansarayı ve restore edilmiş konuk odalarıydı. Kışlık bölümün kemerleri karanlıkta bir balinanın kaburgaları gibi uzanıyordu. Uzaklarda bir çoban köpeğinin havlaması bozkırın sonsuz sessizliğinde kayboluyordu.
Faruk Polat, 71 yaşında, bir restorasyon mimarıydı. O akşam herkes bir turizm şirketinin tanıtım gecesi için kervansarayda toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; kırlaşmış saçlarını özenle geriye taramıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Başçavuş Taşkın, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.