Kötü Haber
3 Ekim 1976 Pazar gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.10 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Sezer, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri İstanbul'da, Veliefendi Hipodromu'nun ahırları ve tribünleriydi. Bir safkan bölmesinde huzursuzca eşiniyor, toynakları tahta duvarı dövüyordu. Pistin kumu yağmurdan koyulaşmış, beyaz çitler karanlıkta bir iskelet gibi uzanıyordu.
Ekrem Hatipoğlu, 53 yaşında, bir at sahibiydi. O akşam herkes yarış sezonunun kapanış gecesi için hipodromda toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; sinekkaydı tıraş olmuştu. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Sezer, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.