Bir Telefon, Bir Ölüm
27 Ocak 1986 Pazartesi. Saat 23.05 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Durmaz idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Gazete binasında bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İstanbul'da, Cağaloğlu yokuşundaki köklü bir gazetenin binasıydı. Haber merkezinde daktilolar susmuş, yalnızca teleks makinesi ara ara tıkırdıyordu. Mürekkep, kurşun ve taze kâğıt kokusu merdiven boşluğuna kadar yayılmıştı.
Ayşe Uçar, 51 yaşında, bir genel yayın müdürüydü. O akşam herkes gazetenin kuruluş yıl dönümü kutlaması için gazete binasında toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Yağmur, saatlerdir aynı inatla yağıyordu. Komiser Durmaz, ilk bakışta olayın bir sara nöbeti gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.