Bir Telefon, Bir Ölüm
1 Şubat 1939 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.05 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Polat, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Toros Ekspresi'nin Konya–Adana hattındaki yataklı vagonlarıydı. Lokomotifin buharı karlı ovanın üstünde beyaz bir yele gibi savruluyordu. Yemekli vagondan kahve ve tütün kokusu koridora taşıyor, pirinç lambalar sarsıntıyla hafifçe sallanıyordu.
Selahattin Çakır, 72 yaşında, bir pamuk tüccarıydı. O akşam herkes bir şirket yönetiminin Adana'ya yolculuğu için trende toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; kısa kesilmiş bir sakalı vardı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Polat, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.