Bir Telefon, Bir Ölüm
27 Ekim 1995 Cuma. Saat 22.40 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Eren idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Tesiste bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Trabzon'da, bir futbol kulübünün antrenman tesisleriydi. Koridor duvarlarında eski şampiyonluk fotoğrafları, kupalar ve solmuş flamalar asılıydı. Karadeniz yağmuru tesisin çatısını davul gibi dövüyor, projektörlerin ışığı ıslak çimlerde parlıyordu.
Filiz Kocabaş, 47 yaşında, bir teknik direktördü. O akşam herkes kulüp kongresinden önceki gece için tesiste toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Eren, ilk bakışta olayın şeker hastalığından kaynaklanan bir kriz gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.