Beyoğlu'ndan Gelen Çağrı
15 Ekim 1963 Salı gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.40 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Kılıç, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Beyoğlu'nda, kadife perdeli ve kırmızı ışıklı bir pavyondu. Orkestra bir tango çalıyor, kemanın sesi yarım kalmış bir aşkın sitemi gibi salonun içinde dolaşıyordu. Rakı, kolonya ve ucuz parfüm kokusu kadife koltuklara sinmişti.
Yusuf Altun, 70 yaşında, ünlü bir şarkıcıydı. O akşam herkes pavyonun onuncu yıl gecesi için pavyonda toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; simsiyah saçları briyantinle parlıyordu. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Kılıç, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.