Kötü Haber
1 Eylül 1968 Pazar gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.40 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Ilıcak, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri İzmir–İstanbul hattında çalışan Ege Vapuru adlı yolcu gemisiydi. Poyraz bacadan çıkan dumanı yatırıyor, gemi her dalgada ağır ağır yalpalıyordu. Uzakta adaların fenerleri karanlığın içinde ritmik bir sabırla yanıp sönüyordu.
Erol Sarı, 74 yaşında, bir tütün tüccarıydı. O akşam herkes bir şirketin yıllık gezisi için vapurda toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; kalın, kır bir bıyığı vardı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Ilıcak, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.