Kötü Haber
15 Ekim 1989 Pazar gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.10 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Taş, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Eskişehir'de, bir üniversitenin kimya fakültesindeki araştırma laboratuvarıydı. Havada keskin bir aseton ve ıslak tebeşir kokusu asılı duruyordu. Pencerelerin dışında Porsuk'un üstüne ayaz çökmüş, kampüsün kavakları kırağıyla beyazlamıştı.
Güzin Kurt, 69 yaşında, bir bölüm başkanıydı. O akşam herkes bir proje teslimi öncesindeki son gece için fakültede toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Taş, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.