Kötü Haber
1 Kasım 1969 Cumartesi. Dedektif, sarı ampul ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Oral duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri İstanbul'da, Veliefendi Hipodromu'nun ahırları ve tribünleriydi. Bir safkan bölmesinde huzursuzca eşiniyor, toynakları tahta duvarı dövüyordu. Tribünün hoparlörleri sessizdi ama rüzgâr, sanki son koşunun anonsunu hâlâ taşıyordu.
Nesrin Bayram, 59 yaşında, bir yarış komiseriydi. O akşam herkes büyük koşunun arifesi için hipodromda toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Gece sakindi; fazla sakindi. Komiser Oral, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.