Ayder'den Gelen Çağrı
12 Mayıs 1999 Çarşamba. Saat 23.30 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Başçavuş Savaş idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Yayla evinde bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Rize'de, Ayder Yaylası'nda ahşap bir yayla eviydi. Islak çam ve odun dumanı kokusu, demlikte kaynayan çayın kokusuna karışmıştı. Sis, ladin ormanlarının arasından süzülüp yayla evlerinin tahta çatılarına çöküyordu.
Neriman Ergün, 72 yaşında, bir arıcıydı. O akşam herkes yayla şenliği için yayla evinde toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; simsiyah saçlarını tek bir örgüyle arkaya atmıştı. Sevilmekten çok sayılmayı önemserdi.
Gece açık ve soğuktu; yıldızlar çok uzaktaydı. Başçavuş Savaş, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.