Kötü Haber
15 Şubat 1976 Pazar. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Aydemir duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Hatay'da, Antakya'nın eski çarşısındaki tarihi bir lokantaydı. Mutfaktan künefenin tereyağlı kokusu ve nar ekşisinin buruk tadı taşıyordu. Asi'nin serin nemi, lokantanın avlusundaki limon ağacının yapraklarına çökmüştü.
Hülya Akın, 65 yaşında, bir künefe ustasıydı. O akşam herkes lokantanın kırkıncı yılı yemeği için lokantada toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; kır saçlarını zarif bir şekilde kabartmıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Lapa lapa yağan kar, ayak seslerini bile yutuyordu. Komiser Aydemir, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.