Kötü Haber
11 Ekim 2023 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 23.45 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Başçavuş Akın, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Şanlıurfa'da, tarih öncesi bir tapınağın kazısında kurulmuş arkeoloji kampıydı. Açmalardaki dikilitaşlar, el fenerlerinin ışığında on bin yıllık bir sabırla bekliyordu. Uzakta bir çakal uludu; kampın jeneratörü kesik kesik homurdandı.
Rüştü Kalkan, 57 yaşında, bir antropologdu. O akşam herkes bakanlık heyetinin ziyareti için kampta toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; kısa kesilmiş bir sakalı vardı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Başçavuş Akın, ilk bakışta olayın ani bir mide kanaması ya da kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve cep defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.