Gece Yarısı Gelen Haber
15 Mayıs 1997 Perşembe. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Okyay duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Sakarya'da, Sapanca Gölü kıyısında modern bir göl eviydi. Islak çimen ve çürümüş yaprak kokusu camlı verandaya kadar geliyordu. Evin büyük camları karanlık gölü bir ayna gibi yansıtıyordu.
İsmail Yılmaz, 57 yaşında, bir iş adamıydı. O akşam herkes hafta sonu barbeküsü için göl evinde toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; saçları şakaklarından dökülmeye başlamıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Okyay, ilk bakışta olayın uykuda gelen sessiz bir ölüm gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.