Gece Yarısı Gelen Haber
5 Şubat 1972 Cumartesi. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Alkan duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Ankara'da, Ulus'taki eski bir bakanlık binasının arşiviydi. Metal rafların arasında yanan tek bir ampul, sonsuz gibi görünen klasörlerin üstüne bitkin bir ışık düşürüyordu. Uzaktan bir daktilonun tek tük tıkırtısı geliyor, sonra yeniden derin bir sessizlik çöküyordu.
Lütfi Kılıç, 58 yaşında, bir arşiv müdürüydü. O akşam herkes bir müfettiş heyetinin ziyareti için arşivde toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; kalın, kır bir bıyığı vardı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Sert bir rüzgâr, gecenin bütün seslerini alıp götürüyordu. Komiser Alkan, ilk bakışta olayın bir kaza ya da intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.