Bir Telefon, Bir Ölüm
11 Ekim 1978 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.35 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Uçar, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri İstanbul'da, Veliefendi Hipodromu'nun ahırları ve tribünleriydi. Tribünün hoparlörleri sessizdi ama rüzgâr, sanki son koşunun anonsunu hâlâ taşıyordu. Bir safkan bölmesinde huzursuzca eşiniyor, toynakları tahta duvarı dövüyordu.
Nilüfer Ilıcak, 73 yaşında, bir yarış komiseriydi. O akşam herkes bir safkan satış müzayedesi için hipodromda toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Uçar, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.