Bir Telefon, Bir Ölüm
1 Şubat 1988 Pazartesi. Saat 23.45 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Taşkın idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Trende bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Ankara'dan Kars'a uzanan Doğu Ekspresi'nin yataklı vagonlarıydı. Yemekli vagonda çay bardakları her sarsıntıda tabaklarının içinde dans ediyordu. Tren her tünele girdiğinde koridordaki lambalar titreyip bir an sönüyordu.
Cahide Tuncer, 72 yaşında, Karslı bir peynir tüccarıydı. O akşam herkes bir ailenin Kars'taki cenazeye yolculuğu için trende toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; dalgalı kumral saçlarını omuzlarına bırakmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Kar, sessiz ve inatçı bir biçimde yağıyordu. Komiser Taşkın, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.