Bir Telefon, Bir Ölüm
20 Aralık 1999 Pazartesi gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.50 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Kaplan, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Karabük'te, Safranbolu'nun yamacındaki üç katlı ahşap bir konaktı. Konağın ahşap döşemeleri her adımda başka bir ses çıkarıyor, sanki ev kendi kendine konuşuyordu. Yüklüklerin, sedirlerin ve oymalı tavanların arasında safran ve kurumuş gül kokusu dolaşıyordu.
Leyla Önal, 73 yaşında, bir tüccardı. O akşam herkes ailenin bayram buluşması için konakta toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; saçları kısa, erkeksi bir kesimdeydi. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
İnce, soğuk bir yağmur her şeyi gri bir tülle örtmüştü. Komiser Kaplan, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.