Gece Yarısı Gelen Haber
27 Aralık 1996 Cuma. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Soylu duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Erzurum'da, karlı bir tepenin üstündeki bir gözlemeviydi. Gökyüzü açıldığında yıldızlar o kadar yakındı ki uzansan tutacakmışsın gibi geliyordu. Tipi, kubbenin metal kabuğunu kum gibi dövüyordu.
Efe Demirci, 47 yaşında, bir astronomi profesörüydü. O akşam herkes bir keşif makalesinin yayımlanma arifesi için gözlemevinde toplanmıştı. Orta boylu, dimdik duran biriydi; sinekkaydı tıraş olmuştu. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Lapa lapa yağan kar, ayak seslerini bile yutuyordu. Komiser Soylu, ilk bakışta olayın içeri giren bir hırsızın işi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.