Bir Telefon, Bir Ölüm
27 Ocak 1956 Cuma. Saat 22.55 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Kurtuluş idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Otelde bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Beyoğlu'nda, Haliç'e bakan Grand Pera adlı görkemli bir oteldi. Maun kaplı asansör, demir kafesinin içinde inleyerek katlar arasında gidip geliyordu. Lobide farklı dillerde fısıltılar, puro dumanı ve gramofondan yükselen bir fokstrot vardı.
Lütfi Hatipoğlu, 64 yaşında, bir otel müdürüydü. O akşam herkes şehre yeni gelen konuklar için verilen resepsiyon için otelde toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; kısa kesilmiş bir sakalı vardı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
İnce, soğuk bir yağmur her şeyi gri bir tülle örtmüştü. Komiser Kurtuluş, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.