Beyazıt'tan Gelen Çağrı
28 Aralık 1999 Salı. Saat 23.10 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Kaya idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Dükkânda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İstanbul'da, Beyazıt'taki tarihi Sahaflar Çarşısı'nda eski bir kitapçıydı. Eski kâğıdın tatlımsı, tozlu kokusu dar dükkânın her köşesine sinmişti. Beyazıt Meydanı'ndan güvercinlerin kanat sesleri ve uzaktan bir simitçinin bağırışı geliyordu.
Sadık Ünal, 58 yaşında, bir sahaftı. O akşam herkes bir yazma eserin satış pazarlığı için dükkânda toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; simsiyah saçları briyantinle parlıyordu. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Lapa lapa yağan kar, ayak seslerini bile yutuyordu. Komiser Kaya, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.