Bodrum'dan Gelen Çağrı
4 Ağustos 1998 Salı. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Kocabaş duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Bodrum açıklarında, mavi yolculuğa çıkmış ahşap bir guletti. Gulet, koyun durgun suyunda demir zincirini hafifçe şakırdatarak sallanıyordu. Ay ışığı suyun dibindeki kumu bile aydınlatacak kadar parlaktı.
Perihan Ünlü, 72 yaşında, ünlü bir mimardı. O akşam herkes bir doğum günü kutlaması için gulette toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; dalgalı kumral saçlarını omuzlarına bırakmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Kocabaş, ilk bakışta olayın bir boğulma kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.