Edirne'den Gelen Çağrı
8 Eylül 1977 Perşembe. Saat 23.20 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Yazıcı idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Hamamda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Edirne'de, Selimiye'nin gölgesindeki asırlık bir çifte hamamdı. Sabun, defne ve ıslak taş kokusu, külhandan gelen odun dumanına karışıyordu. Kubbedeki fil gözlerinden süzülen ay ışığı, buharın içinde dumanlı sütunlara dönüşüyordu.
Fahri Oral, 61 yaşında, bir ciğer ustasıydı. O akşam herkes hamamın devri için yapılan pazarlık için hamamda toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; kırlaşmış saçlarını özenle geriye taramıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Sert bir rüzgâr, gecenin bütün seslerini alıp götürüyordu. Komiser Yazıcı, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.