Çukurova'dan Gelen Çağrı
26 Temmuz 1984 Perşembe. Saat 22.50 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Başçavuş Erbil idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Çiftlik evinde bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Adana'da, pamuk tarlalarının ortasında büyük bir çiftlik eviydi. Pamuk tarlaları ay ışığında karla kaplı bir ova gibi bembeyaz uzanıyordu. Avluda traktörlerin motoru soğurken tıkırdıyor, uzaktan kurbağaların korosu yükseliyordu.
Cahit Sönmez, 69 yaşında, bir pamuk tüccarıydı. O akşam herkes çiftliğin bölüşülmesi için yapılan aile toplantısı için çiftlik evinde toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; sinekkaydı tıraş olmuştu. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Başçavuş Erbil, ilk bakışta olayın bir intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.