Bir Telefon, Bir Ölüm
5 Haziran 1984 Salı. Saat 23.00 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Oral idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Hipodromda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İstanbul'da, Veliefendi Hipodromu'nun ahırları ve tribünleriydi. Ahırlardan saman, at teri ve deri koşum kokusu geliyordu. Pistin kumu yağmurdan koyulaşmış, beyaz çitler karanlıkta bir iskelet gibi uzanıyordu.
Nilüfer Koç, 68 yaşında, bir at sahibiydi. O akşam herkes yarış sezonunun kapanış gecesi için hipodromda toplanmıştı. Toplu, güler yüzlü biriydi; simsiyah saçlarını tek bir örgüyle arkaya atmıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Sert bir rüzgâr, gecenin bütün seslerini alıp götürüyordu. Komiser Oral, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.