Gece Yarısı Gelen Haber
18 Ocak 1984 Çarşamba. Dedektif, floresan ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Uçar duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Uludağ'da, karla kaplı zirveye bakan bir kayak oteliydi. Teleferik halatları rüzgârda inliyor, pistlerin ışıkları kar perdesinin ardında bulanıklaşıyordu. Şöminede çıtırdayan çam kütükleri lobinin ahşap kirişlerine turuncu gölgeler düşürüyordu.
Lale Bulut, 63 yaşında, bir kayak antrenörüydü. O akşam herkes otel sahibinin yıl sonu partisi için otelde toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Tipi, dünyayı beyaz bir uğultunun içine hapsetmişti. Komiser Uçar, ilk bakışta olayın bir kaza ya da intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.