Gece Yarısı Gelen Haber
16 Kasım 1938 Çarşamba. Saat 22.15 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Sarıoğlu idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Trende bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri Toros Ekspresi'nin Konya–Adana hattındaki yataklı vagonlarıydı. Tekerleklerin raylarda çıkardığı düzenli ses, kompartımanların maun kaplamasında boğuk bir yankı bırakıyordu. Toros Dağları'nın karlı sırtları pencerelerin ötesinde ay ışığında mavi bir duvar gibi yükseliyordu.
Münevver Ergin, 67 yaşında, bir pamuk tüccarıydı. O akşam herkes bir ailenin Adana'daki düğüne yolculuğu için trende toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
İnce, soğuk bir yağmur her şeyi gri bir tülle örtmüştü. Komiser Sarıoğlu, ilk bakışta olayın bir düşme kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.