Bir Telefon, Bir Ölüm
24 Kasım 1993 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.55 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Akgül, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Edirne'de, Selimiye'nin gölgesindeki asırlık bir çifte hamamdı. Kubbedeki fil gözlerinden süzülen ay ışığı, buharın içinde dumanlı sütunlara dönüşüyordu. Dışarıda Selimiye'nin minareleri gecenin içinde dört beyaz mızrak gibi yükseliyordu.
Rıza Okyay, 69 yaşında, bir hamam işletmecisiydi. O akşam herkes bir gelin hamamı eğlencesi için hamamda toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; saçları şakaklarından dökülmeye başlamıştı. Kimseye kolay kolay güvenmeyen, sert mizaçlı biriydi.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Akgül, ilk bakışta olayın ani bir mide kanaması ya da kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.