Alsancak'tan Gelen Çağrı
6 Kasım 1979 Salı. Saat 23.30 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Kocabaş idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Tiyatroda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İzmir'de, eski bir şehir tiyatrosunun sahnesi ve kulisleriydi. Sahne üstündeki halatlar ve kum torbaları, gölgelerin içinde asılı duran sarkaçlar gibiydi. Dışarıda Kordon'dan esen imbat, tiyatronun yan kapısını ara ara çarpıyordu.
Rauf Kurt, 71 yaşında, bir tiyatro yönetmeniydi. O akşam herkes sezon açılış galası için tiyatroda toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; saçları dağınık ve uzunca kalmıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Gökyüzü yarılmış gibiydi; yağmur sokakları ırmağa çeviriyordu. Komiser Kocabaş, ilk bakışta olayın bir sara nöbeti gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.