Sapanca'dan Gelen Çağrı
23 Kasım 1983 Çarşamba gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 23.35 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Eren, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri Sakarya'da, Sapanca Gölü kıyısında modern bir göl eviydi. Evin büyük camları karanlık gölü bir ayna gibi yansıtıyordu. Göl sisi ağaçların arasından süzülüp bahçeye yayılıyor, iskele ucundaki fener sisin içinde boğuluyordu.
Hatice Uçar, 64 yaşında, ünlü bir cerrahtı. O akşam herkes bir şirket birleşmesinin kutlaması için göl evinde toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Hiçbir borcu, hiçbir kırgınlığı unutmayan biriydi.
Gökyüzü yarılmış gibiydi; yağmur sokakları ırmağa çeviriyordu. Komiser Eren, ilk bakışta olayın bir sara nöbeti gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.