Bir Telefon, Bir Ölüm
23 Eylül 1965 Perşembe. Dedektif, sarı ampul ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Alkan duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Mersin'de, sahil kenarına kurulmuş gezici bir sirkin çadırıydı. Kafeslerin birinden boğuk bir kükreme yükseliyor, ardından zincir şakırtısı duyuluyordu. Renkli ampullerden yapılmış bir kemer, sahile doğru uzanan yolu bayram yeri gibi aydınlatıyordu.
Şükran Durmaz, 70 yaşında, bir hayvan terbiyecisiydi. O akşam herkes sirkin satılacağı söylentisinin konuşulduğu veda gecesi için sirk çadırında toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Alkan, ilk bakışta olayın bir intihar gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.