Beyazıt'tan Gelen Çağrı
12 Kasım 1998 Perşembe. Saat 23.10 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Ekinci idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Dükkânda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İstanbul'da, Beyazıt'taki tarihi Sahaflar Çarşısı'nda eski bir kitapçıydı. Beyazıt Meydanı'ndan güvercinlerin kanat sesleri ve uzaktan bir simitçinin bağırışı geliyordu. Çarşının ortasındaki yaşlı çınar, kubbeli dükkânların üstüne geniş bir gölge düşürüyordu.
Aslı Karaca, 47 yaşında, bir sahaftı. O akşam herkes sahafın yıllık müzayedesi için dükkânda toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; saçlarını bir eşarpla toplamıştı. Sevilmekten çok sayılmayı önemserdi.
Yağmur, saatlerdir aynı inatla yağıyordu. Komiser Ekinci, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.