Cağaloğlu'ndan Gelen Çağrı
11 Kasım 1954 Perşembe. Saat 23.35 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Sevinç idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Gazete binasında bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İstanbul'da, Cağaloğlu yokuşundaki köklü bir gazetenin binasıydı. Haber merkezinde daktilolar susmuş, yalnızca teleks makinesi ara ara tıkırdıyordu. Pencerelerden Cağaloğlu yokuşunun ıslak taşları ve sabah baskısını bekleyen dağıtım kamyonları görünüyordu.
Nermin Kaplan, 56 yaşında, bir köşe yazarıydı. O akşam herkes büyük bir haberin yayına hazırlandığı gece için gazete binasında toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; kır saçlarını zarif bir şekilde kabartmıştı. Sevilmekten çok sayılmayı önemserdi.
Sis o kadar yoğundu ki üç adım ötesi görünmüyordu. Komiser Sevinç, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.