Kötü Haber
18 Ocak 1977 Salı. Saat 22.50 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Akyol idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Dükkânda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İstanbul'da, Beyazıt'taki tarihi Sahaflar Çarşısı'nda eski bir kitapçıydı. Raflarda deri ciltli divanlar, Osmanlıca yazmalar ve yırtık kapaklı polisiye romanlar yan yana duruyordu. Eski kâğıdın tatlımsı, tozlu kokusu dar dükkânın her köşesine sinmişti.
Burak Bulut, 47 yaşında, bir sahaftı. O akşam herkes bir şairin kayıp defterinin ortaya çıkışı için dükkânda toplanmıştı. Geniş omuzlu, iri yarı biriydi; sinekkaydı tıraş olmuştu. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Lapa lapa yağan kar, ayak seslerini bile yutuyordu. Komiser Akyol, ilk bakışta olayın uykuda gelen sessiz bir ölüm gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.