Gece Yarısı Gelen Haber
21 Mayıs 1957 Salı. Dedektif, sarı ampul ışığında son çayını içerken kapı çalındı. Eşikte Komiser Altun duruyordu; paltosunun omuzları ıslaktı, yüzü yorgundu. “Bir cinayet olabilir,” dedi kısaca. “Ya da bir kaza. Karar vermek için sizin gözlerinize ihtiyacım var.”
Olay yeri Karabük'te, Safranbolu'nun yamacındaki üç katlı ahşap bir konaktı. Pencerelerden kiremitli çatıların ve vadinin karanlığı görünüyordu. Konağın ahşap döşemeleri her adımda başka bir ses çıkarıyor, sanki ev kendi kendine konuşuyordu.
Bedri Bilgin, 59 yaşında, bir tüccardı. O akşam herkes konağın yüzüncü yılı için verilen yemek için konakta toplanmıştı. Çelimsiz ama dikkat çekici biriydi; saçları şakaklarından dökülmeye başlamıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Ay, bulutsuz gökyüzünde soluk bir para gibi asılı duruyordu. Komiser Altun, ilk bakışta olayın bir boğulma kazası gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.