Kötü Haber
16 Ocak 1938 Pazar. Saat 23.40 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Aydın idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Kulede bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İzmir'de, Konak Meydanı'ndaki saat kulesi ve çevresindeki çarşıydı. İmbat körfezden esip meydandaki palmiyeleri sallıyor, martılar kulenin çevresinde dönüp duruyordu. Kemeraltı'nın kepenkleri inmiş, yalnızca bir kahvede lamba yanıyordu.
Metin Kaya, 50 yaşında, bir saat ustasıydı. O akşam herkes belediyenin yıl dönümü töreni hazırlığı için kulede toplanmıştı. Kısa boylu, tıknaz biriydi; kısa kesilmiş bir sakalı vardı. Cömert ama hesapçı biri olarak tanınırdı.
Tipi, dünyayı beyaz bir uğultunun içine hapsetmişti. Komiser Aydın, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve deri kaplı not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.