Gece Yarısı Gelen Haber
24 Temmuz 1962 Salı. Saat 23.15 olmuştu ki Dedektif'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Öztürk idi; sesi her zamankinden kısık, kelimeleri her zamankinden dikkatliydi. “Apartmanda bir ölü var,” dedi. “Herkes başka bir şey söylüyor. Gelmenizi istiyorum.”
Olay yeri İstanbul'da, Nişantaşı'nda Art Deco tarzı bir apartmandı. Asansörün demir kapısı her açılışta keskin bir şıngırtı çıkarıyordu. Mermer merdiven boşluğunda kalorifer kazanının homurtusu yukarıya doğru tırmanıyordu.
Perihan Uçar, 65 yaşında, bir apartman yöneticisiydi. O akşam herkes yeni yılın ilk akşamı için apartmanda toplanmıştı. Zayıf, kemikli yüzlü biriydi; kır saçlarını zarif bir şekilde kabartmıştı. Herkesin sırlarını bilen ama kendi sırlarını kimseye açmayan biriydi.
Gece açık ve soğuktu; yıldızlar çok uzaktaydı. Komiser Öztürk, ilk bakışta olayın ani bir kalp krizi gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.