Nişantaşı'ndan Gelen Çağrı
21 Ağustos 1995 Pazartesi gecesi Dedektif uyumamıştı. Saat 22.50 sularında telefon çaldığında, ahizeyi kaldırmadan önce kimin aradığını biliyor gibiydi. Komiser Karakaş, kısa ve net konuştu: bir ölü, bir sürü tanık ve hiç kimsenin görmediği bir şey.
Olay yeri İstanbul'da, Nişantaşı'nda Art Deco tarzı bir apartmandı. Asansörün demir kapısı her açılışta keskin bir şıngırtı çıkarıyordu. Maun tırabzanlar cilalıydı; apartmanın her katında başka bir yemeğin kokusu vardı.
Ece Taş, 46 yaşında, bir apartman yöneticisiydi. O akşam herkes apartman yöneticisinin seçileceği toplantı için apartmanda toplanmıştı. Uzun boylu ve ince yapılıydı; saçlarını sıkı bir topuz yapmıştı. Güler yüzünün altında demirden bir irade taşırdı.
Rüzgâr pencereleri zorluyor, kapıların altından ıslık çalıyordu. Komiser Karakaş, ilk bakışta olayın kalp hastalığına bağlı doğal bir ölüm gibi göründüğünü söylemişti. Ama sesindeki tereddüt başka bir şey anlatıyordu. Dedektif paltosunu ve spiralli not defterini aldı, kapıyı arkasından çekti.